Gece Hikayeleri – 3


Sonsuzluğa açılan bir kapıydı gözleri… Bakarken, o kapı bir açılır bir kapanırdı kirpiklerinin siyahlığında. Kimi zaman uçsuz bucaksız engin bir deniz maviliğinde, kimi zaman çılgınlar gibi çırpılan martı kanatlarında…

.

Sesi okadar güzeldi ki, dünyanın bütün güzel sesli kuşları bir araya gelse okadar güzel cıvıldayamazdı. Kimi zaman aşkla dolu yüreğin çarpışında, kimi zaman yağız bir delikanlının narasında…

Sevda kuşuydu adı her konduğu çorak toprakta aşk filizlendiren, her konduğu dalda yaprak yaprak rüzgarla savrulan…

Aşk hovardasıydı… Birgün savrulurken yine çılgınca sonsuzlukta bir dala konuverdi. İçinden gelen bir sesle bekledi bekledi bekledi… İçinde garip bir kıpırtı serçe gibi kıpırdıyordu küçük yüreği… Birden garip bir his kapladı içini, gelmişti…

Evet çok garipti içini kaplayan şey. Aşk o değilmiydi? Eğer gerçek Aşk oysa bu garip his neydi? Tadı nasıldı ki ? Hafif karamel tadında, bir tutam zencefil, bir kaç çilek kırmızısı,birazda fesleğen… Hayır tutturamıyordu bir türlü tarifi…

Aşk hovardası, sevda kuşu uzaklara daldı birden yine… Gitme vaktiydi fakat gidemiyordu bir türlü bu garip hissin tarifini bilmeden…

Mehmet Kaan Mete

459 Görüntüler

Yorumlar